top of page

HOLLANDA GEZİSİ

Ülke özellikle peynirleriyel değirmenleribisikletlerilaleleri, Holştayn adı verilen inekleri ve sosyal hakları ile tanınır. 

Bisiklet, Hollanda'da her yerde bulunan bir ulaşım şeklidir. Hollandalıların en az 18 milyon bisiklete sahip olduğu, bu da kişi başına birden fazla bisiklete sahip olduğu ve yollardaki yaklaşık sayısı 9 milyon olan motorlu taşıt sayısının iki katı olduğu tahmin ediliyor. 2013 yılında, Avrupa Bisikletçiler Federasyonu, hem Hollanda'yı hem de Danimarka'yı Avrupa'daki en bisiklet dostu ülkeler olarak sıraladı,  ancak Hollandalıların çoğu  Danimarkalılardan  daha fazla bisikleti en sık kullandıkları araç olarak listelediler. Bisiklet Hollanda için en önemli ulaşım aracı. her yerde sayısız bisiklet parkı var. Bir çok insan evinden trene kadar ve trenden işyerine kadar kullanmak üzere iki adet bisiklete sahip. Bisiklet ile işe gidenlere ayrıca bir ödeme yapıyor işyerleri. Bisiklet o kadar yoğun olarak kullanılıyor ki bunun için de ayrı yollar ve trafik düzenlemesi var. Özellikle bisiklet yolunda sakın ola ki yaya olarak yürümeyin zaten soğuk ruhlu olan yerel halk size yüksek sesle ağzına geleni sayabilir. Denedim ben bilerek ve hemen herkesten aynı tepkileri aldım bir daha da denemeye gerek yok dedim. 

AMSTERDAM DA GEZİLECEK YERLER

12. yüzyılda Amstel ırmağının kıyısında bir balıkçı köyü olarak kurulan Amsterdam, Hollanda'nın kişi sayısı bakımından en büyük, kültürel ve parasal yönden de en önemli kentidir. Şehrin Adı, ilk kurulduğu zamanlarda Amstel ırmağının üzerine kurulan su bendi ("dam") olan Amstelredamme'ın zamanla Amsterdam olmasından gelir. Amsterdam, çoğunlukla 17. yüzyıldan kalma yapılarıyla, Avrupa'daki en köklü kent dokularından birini barındırır. Kentin eski bölümü iç içe geçmiş ay biçimindeki kanallardan oluşur. Bu kanalların iki yakasındaki tarihî evlerin bir bölümü bugün ev, geri kalanı ise, kamu ya da özel işyeri olarak kullanılır. Özellikle, Amsterdam'da bulunan Dam Meydanı çok ünlüdür ve dünyanın birçok yerinden ziyaretçi akınına uğramaktadır. Dam meydanı Avrupanın en kalablık meydanlarından biri diyebilirim. Bunun en büyük nedeni de aslında büyük olmamasından kaynaklanıyor. Hemen hemen bir futbol sahası kadar ancak var. Fakat her gün bir etkinlik hatta bir kaç etkinlik oluyor bu yüzden de tercih edilen bir mekan. Tabi şehrin simgesi olması da ayrı bir cazibe katıyor. Amsterdam'ın bir diğer ilginç mimari özelliği de su kanalları üzerinde bulunan evleridir. Konut fiyatlarının 1960'lardan sonra kademeli olarak artışının bir sonucu olarak bazı insanlar, sahibi oldukları tekneleri yaşam alanı haline getirerek kullanmaya başlamışlardır. Daha da ileri giderek iki teknenin üzerine bir prefabrik ev veya konteyner koyanlara bile rastlanıyor. Su kanallarında yaşayan insanların tasarladığı bu evlere Amsterdam'ın Yüzen Evleri deniyor. Ben bir kaç tanesini detaylı olarak inceledim ve gayet mantıklı geldi bana. Yaşar mıyım o ayrı bir değerlendirme ama gayet kullanışlı diyebilirim. 

Toplu taşıma otobüs ve tramvaylar ile sağlanıyor. Ayrıca birçok cadde ve sokak araç trafiğine kapatılmış.

Amsterdam bisiklet dostu bir şehir. Şehirde bisiklet yolları ve bisiklet park alanlarıyla "bisiklet kültürü"nün geliştiği bir merkez. Şehirde 1 milyonu aşkın bisiklet bulunduğu tahmin edilmekte. Ancak bisiklet hırsızlığı oldukça yaygın. Bu yüzden bisiklet sahiplerinin büyük kilitlerle bisikletlerini hırsızlara karşı koruma eğilimi var. Şehir içinde araç kullanmak tercih edilmiyor. Çünkü park ücretleri oldukça yüksek.

Kent kanalları artık çoğunlukla yük ya da yolcu ulaşımı için değil, tekne gezintileri için kullanılmakta. Amsterdam Ana Tren İstasyonu'ndan ve kentin öteki bir iki yerinden kalkan 40-50 kişilik gezinti tekneleri ile kentin kanalları geziliyor. Bunun dışında özel tekneler ve pedallı 4 kişilik tekneler ("su bisikletleri") de kanal gezileri için kullanılıyor.

Amsterdam yakınlarında bulunan Badhoevedorp Kavşağı, 1932'den bu yana Hollanda'da otoyolların ana merkezidir. Amsterdam Airport Schiphol, Amsterdam Ana Tren İstasyonu'ndan (NS Amsterdam Centraal Station) trenle yaklaşık 15-20 dakika kadar uzaktadır.

Uçaktan inince hemen önceden başvuru yaparak aldığınız amsterdam kart ile işleriniz daha kolay olacaktır. Bu kartı https://www.muzebiletleri.com/bilet/hollanda/amsterdam/i-amsterdam-card/ linkinden temin edebilirsiniz. bir çok yerde işinizi kolaylaştıracaktır. 

Vincent Van Gogh için ayrı bir parantez açmak istiyorum zira kendisini sanatını ve diğer eserlerini severim. Müzesine girmek için mutlaka randevu alın ben bu kadar önemsememe rağmen maalesef ilk gidişimde giremedim. Amsterdam kart alarak daha uygun fiyata gezebilirsiniz Müzeyi. Ayrıca https://www.vangoghmuseum.nl/en dan mutlaka randevu alarak gidin aksi takdirde asla giremezsiniz. Hollanda insanı babası gelse de işi neyse onu yapacak türden asla özel durum falan anlamaz bilmez ve inisiyatif almaz. Kural ne ise o. Siz tedbirli olun yeter zaten başka da bir şeye gerek kalmaz. 

Amsterdam da ayrıca 

Anne Frank Museum: Anne Frank'ın doğum evi her yıl yaklaşık 1 milyon kişi tarafından ziyaret edilmekte.

Rijksmuseum (Devlet Müzesi) Amsterdam'ın en çarpıcı, önemli müzesi. Birçok Rembrandt tablosunu barındırır. 1400-1900'ler arası 5000 resim içermekte.

Jordaan: Amsterdam'ın bambaşka yüzüdür. Çiçekli balkonları ile kanal boyunca sıralanan binalar ve kanal kenarlarında keyifli kafelerde tüm gece boyunca oturulabilir. Bölge adeta kanal boyu evleri müzesi gibidir.​​

Kinderdijk, Hollanda'nın Güney Hollanda eyaletinde, Rotterdam'ın 15 km doğusunda yer alan Nieuw-Lekkerland beldesine bağlı bir köy.

 Bu alanın kurutulması amacıyla bölgede 1740'tan bu yana 19 yel değirmeni yapılmıştır. Bu değirmenler Hollanda'nın en büyük değirmen ağını oluşturmaktadır.

Hollandalı turistlerin uğrak yeri olan yel değirmenleri 1997 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır.

Amsterdam da iki yeri daha ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Bunlardan ilki yeni Ayasofya Camii. Ben gittiğim zaman hala yapım aşamasında olmasına rağmen çok güzel bir Cami yapmaya adamış kendisini Amsterdam Müslümanları. Gayet ferah ve oldukça da yoğun vakit namazları cemaati oluyor. Türkiyenin de büyük katkılarını aldıklarını ifade ettiler. Görevlileri ile tanıştım gayet güzel muhabbetlerim oldu. 

İkinci yer ise Fatih camii ki bu cami aslında eski bir kilise. Hollandalı sosyalistlerin gizli toplantıları için 1890'da inşa ettikleri bina, bir süre sonra Cizvit Tarikatı tarafından satın alınıyor. Katolik kilisesine bağlı Cizvitler 1927'de eski binayı yıkarak kilise binasını inşa ediyor.

Hollanda nüfusunun ağırlıklı olarak protestan ve ateistlerden oluşması, 1971'de kilisenin cemaatsiz ve parasız kalmasına yol açıyor.

Bina 10 yıl kadar amaç dışı olarak kullanılıyor. Ta ki 1980'de Amsterdam'daki Türk toplumu kendileri için bir cami arayışına girene kadar. 1981'de camiye çevrilen yapı, 1986'da Hollanda Diyanet Vakfı'na bağlanıyor. Bu cami mimari olarak oldukça faklı olduğu için ilgi çekici bir görünüme de sahip. Cami görevlileri de oldukça ilgili ziyarete gelenlere karşı. Amsterdam'a yolunuz düşerse mutlaka uğrayın derim. 

AMSTERDAM FOTO GALERİ

© COPYRIGHT | HAKAN ESMERAY

Bu sitedeki tüm içerikler Copyright Act ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu'na istinaden koruma altındadır. Buradaki hiçbir içerik (Yazı, Fotoğraf, Video vb.) site KULLANIM ŞARTLARI'nda da belirtildiği üzere izinsiz olarak başka yerde yayınlanamaz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.

bottom of page